|
Savaş ÖZBEY
Olcay Birgün, animasyon
stüdyosu iki ekonomik krizin ardından batınca, dondurmacılığa
soyundu. 7 yaşındaki oğluyla birlikte bütün gün arabasıyla dolaşıp
dondurma satan Birgün, yeni işinden çok umutlu.
1989’da Türkiye’nin ilk grafik
animasyon stüdyosunda işe başladığında, aklında tek şey vardı:
İleride kendi stüdyosunu kurmak.
Olcay Birgün, televizyon
reklamları için grafik animasyonlar hazırlıyordu. Reklamlarda,
ekrana havada döne döne bir kola şişesi gelmesi gerekiyorsa, işte bu
efekti bilgisayarda yapmak, onun işiydi. Stüdyoda birlikte çalıştığı
İngiliz teknisyenlerden de çok şey öğrendi. Ve yeterli sermaye ile
tecrübe bir araya gelince, 1994 yılında, hayalleri gerçekleşti,
kendi stüdyosunu kurdu.
44 yaşındaydı, garsonlukla başlayıp,
nakliyatçılık, reklamcılık diye devam eden kariyerinin zirvesine
ulaşmıştı.
Ama saltanatı uzun sürmedi. Çiller Hükümeti’nin 5
Nisan krizinden aldığı yarayla zaten su alan ekmek teknesi, Ecevit
Hükümeti’nin 19 Şubat kriziyle hepten battı. Usta reklamcı, 2002’de
stüdyosunu devretti.
Bir süre serbest çalıştı. Ancak baktı
ki işler yürümüyor, ‘Başlarım krizine de, reklamına da...’ deyip,
kararını verdi:
Burası Türkiye! O halde yiyecek- içecek her
zaman satılır.
KRİZLER TEZGAHI BATIRDI
İlk
aklına gelen Avrupa’da sık sık rastladığı ‘Motorize dondurmacılık’
işi oldu. 30 milyar lirası vardı. Araştırma yaptı, İtalya’dan bir
makine getirtti. Ona uygun bir araba satın aldı ve boyattı.
Makinesini monte ettirdi, vergi levhası aldı ve bir anda
‘dondurmacı’ oldu.
Şimdi hergün Etiler, Levent, Beşiktaş,
Maslak, Mecidiyeköy hattında dondurma satıyor. ‘Sundae’ tabir edilen
vanilyalı dondurmasının çok lezzetli olduğunu söylüyor.
Dondurmanın bir kabını, benzin ve diğer harcamalar dahil 600
bin liraya mal ediyor, 1 milyon liradan da satıyor. İyi bir günde
150 dondurma satıyor. Ama ona göre bu daha başlangıç:.
‘Bu
sene havalar kötü gitti ama ben bu işi yapacağım ve dondurma
arabalarından bir zincir kuracağım’ iddiasında. Ah, bir de
insanların gözü alışsa...
Oğlunu boğaz tokluğuna
çalıştırıyor
Olcay Birgün daha altı aylıkken, ailesi
İsviçre’ye taşınmış. Birgün, lise ve özel elektronik kursunu da
Almanya- Hamburg’ta bitirmiş. Askerden önce Türkiye’ye döndüğünde
artık Türkçe’yi tamamen unutmuş bir haldeymiş.
Olcay
Birgün’ün 7 yaşındaki oğlu Deniz, bugün babasının aksine pırıl pırıl
bir İstanbul Türkçe’siyle konuşuyor. Deniz, babasının asistanlığını
da yapıyor. Sokak sokak dolaşıp, günde 10-12 saat dondurma satıyor
onunla birlikte.
Deniz, babasından para da almıyor, boğaz
tokluğuna çalışıyor. Kendisinin günde 5 kap dondurma hakkı var!
|